Blog

02 Haziran 2021

Sürdürülebilir Tarım İlkeleri ve Çevrenin Korunması

Sürdürülebilir Tarım İlkeleri ve Çevrenin Korunması

Sürdürülebilir Tarım Nedir?

Sürdürülebilirlik kelime anlamı olarak; “çeşitlilik ve üretkenliğin devamlılığı sağlanırken, sürekli olabilme yeteneğini ve çevreyi de koruyor olmak” şeklinde tanımlanabilir. Sürdürülebilir tarım ise; kaliteli ve yeterli miktarda gıda maddesinin, doğayla uyumlu ve sürdürülebilir kriterlerle üretilmesini içeren tarım uygulamalarına denmektedir. Doğa, muhteşem bir dengeye ve güce sahip olsa da hiçbir doğal kaynak sonsuz olarak değerlendirilemez. Sürdürülebilir tarım, doğal kaynakların yok edilmemesi ve verimli bir şekilde kullanılmasını esas almaktadır.

Sürdürülebilirlik her ne kadar mevcut imkanları ve kaynakları en verimli şekilde değerlendirmeyi öngörüyor olsa da   ekonomik olarak “verimlilik artırma aracı” olarak görülmemeli, çevreyi ve üretim potansiyelini de korumayı içermelidir. Verimlik artışı önemli ve bir yan ürün yaklaşımı olarak değerlendirilmelidir.

Sürdürülebilir Tarım Neden Önemlidir?

Dünya nüfusu büyük bir hızla artmaktadır. Avrupa ve Amerika kıtalarında nüfusun milyarları bulacağı tahmin edilmektedir. İlerleyen yıllarda ciddi bir besin ihtiyacı oluşacağı öngörülmektedir. Endüstriyel tarımın temel amaçlarından birisi de, günümüzde ve gelecek yıllarda herkesin temel ihtiyaçlara erişimini sağlayabilmektir. Ancak kaynakların sınırsızmış gibi kullanılması ve çevreye olan zarar düşünüldüğünde bu pek mümkün olacak gibi görülmemektedir.

Hayatını sürdürmek ve temel ihtiyaçlarını karşılamak, Birleşmiş Milletler tarafından dünyada yaşayan herkesin temel hakkı olarak görülmektedir.

Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak mevsimsel değişiklikler yaşanmakta ve her geçen gün tehdit oluşturmaktadır. Çevreye duyarsız yürütülen ekonomik faaliyetler küresel iklim değişikliğinin en önemli etkenleri arasında yer almaktadır. Sürdürülebilir tarım, olumsuz çevre koşullarının önüne geçmeyi ilke olarak benimseyen bir yöntemdir.

Bütün bunların sonucu olarak sürdürülebilir tarım uygulamaları dünya çapında gündeme gelmekte ve insanlığın bu alana ilgisi her geçen gün artmaktadır.  

Sürdürülebilir Tarım İlkeleri Nelerdir?

  • Toprakta erozyon gibi değişimlerin önlenmesi.
  • Tarım esnasında yapılan işlemlerin aşırı kaynak tüketimine engel olunması.
  • Tarım faaliyetlerinin ekolojik dengeye katkı sağlayabilmesi.
  • Üretilen ürünlerin sağlığa yararlı olması.
  • Çevredeki ekosistemin, hayvan ve bitki faunasının kötü engellenmesinin önüne geçilmesi

Sürdürülebilir tarım uygulamaları bütün bu ilkeler çerçevesinde teknolojik imkanları en etkin şekilde kullanarak gıda maddesi üretimini ve ekonomik dengeye katkı sunmayı amaçlayan bir yöntemler bütünü olarak düşünülmelidir.

Bu yazımızda sürdürülebilir tarım ilkeleri doğrultusunda tarım kaynaklı faaliyetler içerisinde hastalık ve zararlılardan korunmak ve verim amaçlı yapılan pestisit uygulamaları ve çevreye olan zararlarından bahsedeceğiz. Olam Progıda olarak Fındık alanında yaptığımız sürdürülebilirlik çalışmalarında çevreye verdiğimiz önem ilk sıralarda yer almaktadır. Bu kapsamda fındık  üreticilerimiz için kullandıkları pestisit atıkları büyük önem arz etmektedir. Fındıkta karşılaşılan birçok hastalık ve zararlı için üreticiler kimyasal mücadele yapmakta ve bir çok pestisit bu kapsamda kullanılmaktadır.

Pestisit Nedir?

Pestisitler; zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddelerden oluşan karışımlardır. Pestisitler, kimyasal bir madde, virüs ya da bakteri gibi biyolojik bir ajan, antimikrobik, dezenfektan ya da herhangi bir araç olabilir.

Pestisit Ambalajları

Zararlı mücadelesinde kullanılan kimyasalların saklanmasında ve taşınmasında kullanılan ambalajlardır.

Genellikle poliüretan plastikten imal edilen ve yaygın olarak kullanılan 1 litre kapasiteli ambalajların boş ağırlığının yaklaşık 150 gr olduğu düşünüldüğünde ve kullanılan pestisitlerin %80-90 oranında plastik ambalajlarda satıldığı gerçeği de göz önüne alındığında çevrenin nasıl bir kirlilikle karşı karşıya kaldığı ortaya çıkmaktadır. Hem ambalajlar, hem de içerisinde bulunan kimyasal kalıntıları çevre kirliliğine neden olmaktadır.

Pestisit Ambalajlarının İmhası

Pestisit ambalajlarının imhası incelendiğinde önemli bir miktarı, ya çevreye rastgele bırakılmakta ya da yakılmaktadır.  Bunlar haricinde toprağa gömme, evsel atıklar ile çöpe atma, işletmede farklı bir amaç için kullanma gibi her yönüyle uygunsuz sayılabilecek durumlar da söz konusudur. Bu tarz uygulamalar sonucunda hem anlık hem de gelecek zaman dilimleri içerisinde ciddi anlamda sağlık ve çevre sorunları ortaya çıkmaktadır.

Pestisit ambalajları ülkemizde tehlikeli atık olarak değerlendirilmektedir. Bu tehlikeli atıkların yönetimi ise sosyal sorumluluk çerçevesinde kirletenlere bırakılmıştır. Ülkemizde pestisit kaplarının toplanması ve bertarafı “Tehlikeli Atıklar Yönetmeliği” çerçevesinde ele alınmasına rağmen, günümüzde bu yönetmeliğin yeterince uygulanmadığı görülmektedir. Bu yönetmelikte, pestisit ambalajları gibi atıkların imalatçı firma tarafından geri dönüşünün sağlanmasını vurgulamasına rağmen pratikte bu gerçekleşmemektedir.

Fındık Bahçelerinde Pestisit Kullanım Alanları

Fındık bahçelerinde bir çok hastalık ve zararlılar ile mücadele de pestisitler kullanılmaktadır. Bunların başlıca örneklerini vermek gerekirse; fındık kurdu, fındık yeşil kokarcası, külleme, Amerikan beyaz kelebeği, mayıs böceği, dalkıran… vb. sayılabilir. Bu hastalık ve zararlılar ile kimyasal olarak mücadele ederken ekonomik zarar eşiğine dikkat edilmesi gerekir. Ekonomik zarar eşiği; ekonomik açıdan bir zararlının kültür bitkisi üzerinde bulunmasına izin verilebilecek en yüksek zararlı yoğunluğudur. Olam Progıda olarak sürdürülebilirlik çalışmalarımız kapsamında üreticilerimize yaptığımız eğitimler ve danışmanlıklar ile hastalık ve zararlı mücadele yöntemlerini anlatıyoruz. Bu kapsamda özellikle fındık kurdu ve fındık yeşil kokarcası  başta olmak üzere hastalık ve zararlılar ile doğru mücadele zamanına karar vermelerine yardımcı oluyoruz. Kimyasal mücadele yapan üreticilerimize doğru etken madde, doğru doz ve doğru zaman konusunda yardımcı olurken; mücadele sonrası ortaya çıkan pestisit arıklarının imhasında da öncülük ediyoruz.

Pestisitler ve Çevre Kirliliği

Pestisitlerin, çevre ve çevrede yaşayan diğer organizmalar üzerindeki olumsuz etkileri vardır. Pestisitler arılar, kuşlar ve balıklar, mikroorganizmalar ve omurgasızlar gibi hedef olmayan organizmalarda ölümlere neden olabilirler. Kuş, balık ve diğer organizmalarda üreme potansiyelinin azalmasına sebep olabilirler.

Yine pestisitler hedef olmayan organizmalarda dayanıklılık oluşması sonucu insanlara hastalık taşıyan böcek ve parazitlerin kontrolden çıkmasına neden olabilirler ve ekosistemin yapısının ve türlerinin sayılarının değişmesi gibi uzun dönemli etkileyebilirler.

Ayrıca pestisitler toprağa düşen ilaçlar sulama ve yağmur suları ile yer altı sularına, akarsu ve göllere dolayısı ile su ekosistemine karışarak burada yaşayan canlıların zehirlenmelerine ve ölümlere sebep olabilirler.

Bitki Koruma Ürünlerinin Su Kaynaklarına Oluşturduğu Bulaşıklar Neden Önemlidir?

Avrupa Birliğinin Su Direktifine göre iyi bir yer altı suyunda izin verilen aktif madde konsantrasyonunun değeri litrede 0.1 mikrogramdır. Bu 10 milyon litre suda 1 gram bitki koruma ürününe karşılık gelir. Bu oran da içme ve yeraltı sularında sıfıra yakın bir toleransı ifade eder. Örnekle açıklık getirmek gerekir ise  1 litre su içerisine 1 gram tarım ilacı aktif maddesi damladığında bu suyu içilebilir hale getirebilmek için 10 milyon litre  su ile seyreltmek gerekmektedir. Ülkemizdeki içme suyunun %50’si yeraltı su kaynaklarından (kaynaklar, kuyular vb.) elde edildiğini ve çevreye saçılan boş olduğunu düşündüğümüz ambalajları göz önüne aldığımızda, içtiğimiz sularda kalıntı olma ihtimalini sizce ne kadardır?

Pestisit Ambalajlarının İmhasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bitki koruma ürünleri makineye boşaltıldıktan sonra ambalajın 1/3 hacmindeki su ile 3 kez çalkalanıp içindekilerin depoya boşaltılması ve boş ambalajın da en az 10 saniye boyunca depoya içindeki son damlalarında sızdırılması çok önemlidir. Bu işlemden sonra ambalajların altında delikler açılmalı ve akmayacak şekilde biriktirildikten sonra  bunları toplayan belediyeler vb. kuruluşlara toplu olarak iletilmelidir. Kesinlikle İlaç ambalajları su kaynaklarına atılmamalı, yakılmamalı ve ya rastgele çevreye saçılmamalıdır.

Olam Progıda olarak tedarik zincirimiz içerisinde yer alan bölgelere kurduğumuz kimyasal atık konteynerleri ve ilaç hazırlama yerleri ile çevreye olan sorumluluğumuzun farkında olduğumuzu gösteriyoruz.  Yönetmeliğe uygun şekilde hazırlanan kimyasal atık konteynerinde bu ambalajları topladıktan sonra, bu atıklar için yetkisi olan kuruluşlarla anlaşarak uygun koşullar ile naklini sağlıyoruz. Böylece hem bu atıkların çevreyi kirletmesine hem de içerisinde kalan atıkların doğaya verdiği zarara engel olmaya çalışıyoruz.

Türkiye Pestisit Kullanımı ve İmhasının Diğer Ülkelerle Karşılaştırılması

FAO tarafından yapılan bir araştırmaya göre, ileri tarım tekniklerini uygulayan ülkelerdeki pestisit tüketimi ile Türkiye’nin durumu karşılaştırıldığında hektara düşen aktif madde miktarının Japonya’da 5.8 kg, ABD’de 3.5 kg, Almanya’da 2.5 kg, Polonya’da 0.7 kg ve nihayet Türkiye’de 0.4 kg olduğu tespit edilmiştir.

Bu oran bizleri her ne kadar sevindiriyor olsa da pestisit atıklarının yönetimi konusunda diğer ülkeler kadar ilerlemiş olduğumuz düşünülemez. Birçok Avrupa ülkesinin yanında Brezilya, ABD ve Kanada Atık Yönetim Planlarını yaparak pestisit ambalajlarının toplanması konusunda bir hayli yol almışlardır. Özellikle pestisit pazarına sunulan ambalajların geri toplanması çalışmalarında Brezilya çok başarılı olmuştur. Brezilya 2001 yılında Boş Pestisit Kapları Ulusal Enstitüsünü kurarak boş pestisit kaplarının yönetimini bu kuruluş tarafından yürütmüştür. Yasa çiftçilerden kullandıkları zirai ilaçların boş ambalajlarını dağıtıcıların göstereceği toplama istasyonlarına getirmelerini, imalatçılarında bu istasyonlarda biriken boş pestisit ambalajlarını geri dönüşüm ve bertaraf için taşınması zorunlu hale getirmiştir.